Türkiye'de Kadının Siyasete Katılımı: Siyasi Hayatta Karşılaşılan Engeller ve Deneyimler

Güncelleme tarihi: 30 Kas 2021

Bu araştırma Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de bulunan siyasi partilerin farklı kademlerinde görev yapmış veya yapmakta olan kadın siyasetçilerin siyasette karşılaştıkları engeller ve bunlara dair deneyimlerini araştırmaktadır. Araştırma, 13 kadın siyasetçi ile yapılan derinlemesine görüşmelere dayanmaktadır. Katılımcılara, siyasi kariyerlerinde karşılaştıkları engellere, mücadele deneyimlerine ve değişim önerilerine dair sorular yöneltilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma ile temelde yapısal, kurumsal ve kültürel olmak üzere üç başlıkta gruplandırılan engeller incelenmiştir.

Araştırma ekibi: Dr. Bengi Ruken Cengiz, Gülçin Karabağ, Gülşen Doğan

  • Araştırmada yapısal engeller açısından dikkat çeken önemli unsurlardan birisi, aile kurumunun kadınların siyasi kariyeri üzerindeki etkisidir. Özellikle, ev içi emek yükünün kadınların sorumluluğunda olması kadınların siyasete girmeleri ve devam etmelerindeki en zorlayıcı unsur olarak görülmektedir. Bu yükü tanımlarken evli katılımcıların özellikle çocuk bakımını vurguladığı, bekar katılımcıların ise kendi ebeveynlerine karşı üstlendikleri bakım yükümlülüklerinin altını çizdiği görülmektedir. Hatta kadınların ev içindeki “görevlerini” ve siyasetteki görevlerini uyumlulaştırarak çalışmaya devam etmeleri bir başarı göstergesi olarak sunulmaktadır.

  • Katılımcıların deneyimleri, siyasette yer alan kadınların medeni durumlarının da kadınların siyasette var olabilmeleri ve siyasi faaliyetlerine devam edebilmelerini belirleyen önemli bir engel olarak göstermektedir. Buna göre, evli olmayan kadın siyasetçiler “makbul siyasetçiler” olarak görülmemektedir.

  • Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sosyoekonomik kaynakların dağılımında yarattığı adaletsizliğin kadınlar tarafından daha çok hissedilmesidir. Kadınlar için siyaset yapma özgürlüğü ancak belirli bir eğitim ve kariyer seviyesinde mümkün olabilmektedir.

  • Kadınların siyasete katılımı önünde kurumsal engeller de bulunmaktadır. Türkiye’de siyasi kariyer yapmak isteyen kadınların, sosyoekonomik engelleri aşsalar dahi lider odaklı siyasi parti engeline takıldıkları görülmektedir. Katılımcılar siyasi partilerdeki karar mekanizmalarının çoğunlukla erkekler tarafından kontrol edilmesine işaret etmişlerdir. Bu kontrolün somut etkilerinin en yoğun olarak görüldüğü alan da partilerin aday listesi oluşturma politikalarıdır.

  • Katılımcılar, kültürel engeller ile ilgili toplumun geneline hâkim olan erkek egemen bakış açısına ve siyasi alanın da bu bakış açısı tarafından şekillenmesine vurgu yapmışlardır. Siyasetin “erkek işi” olarak görülmesi sebebiyle, kadınların siyasete uygun olmadığı düşünülmektedir. Bu yüzden kadınlar bu alanda varlık gösterebilmek için daha fazla çaba sarf etmek zorunda kalmaktadır.

  • Yere siyasetin içinde yer alan katılımcılar, erkek egemen siyasi kültürü ahbap-çavuş ilişkileri üzerinden anlatmakta ve bu açıdan kadınların siyasette kendilerine yer açmasının daha zor olduğunu vurgulamaktadır.

  • Siyasi faaliyetlerini yerelde yürüten katılımcılar, kadınların ana karar mekanizmalardan soyutlanabildiğini de ifade etmekte ve bütçe kısıtlamaları sebebiyle kadın kollarının işlevsizleştirildiğini aktarmaktadır. Ancak katılımcılar, yerel siyasetin içinde yer almanın aynı zamanda kadınlara tanınırlık ve görünürlük açısından da avantaj sağladığını belirtmişlerdir.

  • Katılımcılar, karşılaştıkları engellerle mücadele etmek için “inatçı,” “ısrarcı” ve “savaşçı” olmak zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir. Katılımcılar, kadınların siyasete katılımını arttırmak için siyasi partilerin aday gösterme süreçlerinin daha eşitlikçi, aday listelerinin ise daha kapsayıcı olmasını önermişlerdir. Aday listelerinin parti yöneticilerine bırakılmaması ve kadınların aday listelerinde ön sıralardan yazılması da bu yönde gelen öneriler arasındadır.

  • Niceliksel temsile odaklanmak yerine niteliksel temsilin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünen katılımcılar, parti temelinde kadınların siyasete teşvik edilmesi, kadınların güçlendirilmesi, erkekler arasında toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı yaratmak için eğitimin önemine de vurgu yapmışlardır.

Araştırma raporuna ulaşmak için lütfen tıklayınız.