Türkiye'de Hukuk Devletinin Tesisi: Bağımsız ve Tarafsız Bir Yargı Erki için Öneriler

Demokratikleşme süreçlerinde kurumlar yaşamsal bir rol oynamaktadır. Öyle ki demokrasiler kurumsallaştıkları oranda işlerlik kazanmakta ve aşılması zor krizlerin üstesinden gelebilmektedir. Kurumlar, kendilerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini erkler ayrılığı ve demokrasi esaslarına göre tanımlayan normlar aracılığıyla sadece düzenleyici ve dengeleyici değil, aynı zamanda dönüştürücü bir işleve de sahip olmaktadır. Bu sebeple, demokratik kurumların inşası, tanımı gereği dinamik olan demokratikleşme süreçlerinde fiili adımların atılabilmesi için büyük önem arz etmektedir. IstanPol olarak Yeniden Sistem Tartışmaları (YST) adlı projemizde, Türkiye’nin demokratikleş(eme)me serüveninde, kurumsallaş(ama)ma sorununun öneminden hareketle, anayasal sisteme odaklanıyor ve iyi işleyen bir hükümet sisteminin demokratik kurumların inşası için iyi ve anlamlı bir başlangıç olacağını düşünüyoruz. Bu amaçla disiplinlerarası bir yöntemle başlattığımız projemizin ikinci raporunda bağımsız ve tarafsız bir yargı erkinin tesisi için çözüm önerilerimizi sunuyoruz.

Proje Ekibi: Edgar Şar, Uğur Tabak (Proje Koordinatörleri), Doç. Dr. Demirhan Burak Çelik


Rapora ulaşmak için lütfen tıklayınız.


Türkiye’nin yargı sorunu belki Cumhuriyet’le yaşıttır. Bununla birlikte yargı konusundaki tartışmanın kimi zaman alevlendiği ve kimi zaman gündemin geri planına düştüğü dönemler olmuştur. Son yıllarda ise açıklanan onca “reform paketi”ne, hazırlanan “strateji belgeleri”ne ve yapılan anayasa ve yasa değişikliklerine karşın Türkiye, yargının yürütmeden bağımsız bir görünüm sergileme sorunu yaşadığı, tarafsızlığının tartışıldığı, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasının bizzat mahkemelerce bir yana bırakıldığı bir ülke konumuna gelmiştir.


Türkiye’de yargının içinde bulunduğu durum gerek ulusal gerekse uluslararası alanda faaliyet yürüten saygın kurumların çeşitli araştırmalarında da ortaya konmuştur. Türkiye’de yapılan araştırmalar yargıya güvenin her geçen gün azalmakta olduğunu göstermektedir. Sözgelimi, Kadir Has Üniversitesi’nce 10 yıldır yürütülmekte olan “Türkiye Eğilimleri Araştırması”nda 2019’da yargıya güven oranı yüzde 41,9 olarak tespit edilmiştir. Bu oranın son üç yılda hep yüzde 50’nin altında bulunduğu ve istikrarlı olarak düşme eğiliminde olduğu da belirtilmelidir. Buna göre yargıya güvendiğini belirten yurttaşların oranı 2017’de yüzde 49,4, 2018’de ise yüzde 42,4’tür.[1] Benzer biçimde, Sosyal Demokrasi Vakfı’nın (SODEV), 2019 yılında yaptığı “Yargı Bağımsızlığı ve Yargıya Güven Araştırması”nda da yargıya güven oranının yüzde 38 olduğu görülmektedir. Aynı araştırmaya göre, Türkiye’de yargının tarafsız olduğunu düşünen yurttaşların oranı yüzde 37,7’dir. Araştırma sonuçlarına göre, yurttaşların büyük bir çoğunluğu yargı önünde eşitlik olmadığını da düşünmektedir. Buna göre, makam/mevki sahibi biri ile sıradan bir yurttaşın eşit koşullarda yargılanmayacağı kanısında olanların oranı yüzde 79’dur.[2] Gülener’in 2018’de yaptığı geniş çaplı yargıya güven araştırmasında, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki algı düzeyi de ölçülmüştür. Buna göre, katılımcıların yüzde 41,7’si mahkemelerin bağımsız olmadığını düşünürken, yüzde 27,9’u bağımsız olduğunu düşünmektedir. Kararsızların oranı ise yüzde 28,4’tür. Tarafsızlık algısında da yaklaşık olarak aynı sonuçlar çıkmıştır. Katılımcıların yüzde 41,9’u mahkemelerin tarafsız karar almadığını, yüzde 27,92’si tarafsız olduğunu düşünmektedir. Yüzde 30,2’si ise kararsızdır.[3]


Son yıllarda yargı bağımsızlığına ilişkin uluslararası endeks çalışmalarında da Türkiye’nin endeks puanının istikrarlı biçimde düşük çıktığı ve ülke sıralamalarında en gerideki ülkeler arasında yer aldığı görülmektedir.Sözgelimi, Dünya Adalet Projesi’nin (World Justice Project), Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde (Rule of Law Index), Türkiye 2020 yılında 128 ülke arasında 107. sırada yer almıştır. Türkiye ile aynı endeks puanına sahip diğer ülkeler ise, Angola, İran ve Nijerya’dır. Aynı araştırmada, Türkiye hükümetin hesap verebilirliği açısından 128 ülke arasında 97., yasal ve yönetsel düzenlemelerin adil ve etkili biçimde uygulanması açısından 128 ülke arasında 110., iktidarın sınırlanması açısından ise 128 ülke arasında 124. sıradadır.[4] Hukukun Üstünlüğü Endeksi çalışmasının son beş yıllık sonuçları, Türkiye’de hiçbir zaman pek parlak durumda olmayan hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konusundaki gerilemeyi de açıkça ortaya koymaktadır. Buna göre, 2015’te 102 ülke arasında 80. sırada yer alan Türkiye, 2016’da 113 ülke arasında 99., 2017-2018’de 113 ülke arasında 101., 2019’da ise 126 ülke arasında 108. olmuştur.[5] Benzer biçimde, Dünya Ekonomik Forumu tarafından 2019 yılında yapılan bir araştırmada da Türkiye, düşük endeks puanına sahip ülkeler arasında yer almış ve yargı bağımsızlığı açısından yapılan değerlendirmede 141 ülke arasında 104. olmuştur.[6]


Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konusundaki gerilemede, kuşkusuz 16 Nisan 2017 anayasa değişikliğiyle benimsenen hükümet sisteminin payı büyüktür. Aslında yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hükümet sistemlerinden ayrı değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bununla birlikte, 2017 anayasa değişikliğiyle benimsenen, özünde başkanlık sisteminin yozlaşmış bir türü olan ve hazırlayanlar tarafından “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak adlandırılan yeni hükümet sistemi, bütünüyle başkanın denetiminde, denge ve denetimden arınmış bir düzen öngördüğünden, yargıyı da yürütmeye bağımlı hale getirmeyi amaçlamış; bu yönde kurumsal değişiklikler yapılmış ve bunların sonuçları uygulamaya da yansımıştır. Bu nedenle, Türkiye’nin mevcut yargı sorunu hükümet sistemi tartışmasından bağımsız düşünülemez.[7] Öte yandan, hükümet sistemi tartışmasının bu çalışmanın sınırlarını aşacağı ve ayrı bir çalışma konusu olduğu da belirtilmelidir. Bu nedenle burada hükümet sistemi tartışmasına ancak konunun elverdiği ölçüde girilmiştir. Bununla birlikte bu raporun da kapsamında yer aldığı IstanPol’ün “Yeniden Sistem Tartışmaları” adlı projesinin ilk raporunda bu konuyu çeşitli boyutlarıyla ele aldığı ve geliştirdiği çözüm önerilerini kamuyla paylaştığı da anımsatılmalıdır.[8]


Bu çalışmanın amacı, bağımsız ve tarafsız bir yargı erkinin tesisi için öneriler geliştirilmesidir (II). Bunun için öncelikli olarak sorunların ve engellerin saptanması önemlidir (I). Çalışmanın amacı doğrultusunda burada, ayrıntılı, soyut ve kuramsal tartışmalara girilmemiş; somut ve doğrudan sorunlara yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi yolu tercih edilmiştir.[9]


*** [1]Bkz., Kadir Has Üniversitesi, Türkiye Eğilimleri-2019 (https://www.khas.edu.tr/sites/khas.edu.tr/files/inline-files/TE2019_TUR_BASIN_15.01.20%20WEB%20versiyon%20powerpoint_0.pdf). [2]Bkz., SODEV, Yargı Bağımsızlığı ve Yargıya Güven Araştırma Raporu(http://sodev.org.tr/yargi-bagimsizligi.pdf). [3]Serdar Gülener, Yargıya Güven, On İki Levha Yayınları, İstanbul, 2018, s. 78, 79. [4][4]Bkz. World Justice Project, Rule of Law Index 2020 (https://worldjusticeproject.org/sites/default/files/documents/WJP-ROLI-2020-Online_0.pdf). [5]Bkz. https://worldjusticeproject.org/rule-of-law-index/country/2015/Turkey; https://worldjusticeproject.org/rule-of-law-index/country/2016/Turkey; https://worldjusticeproject.org/rule-of-law-index/country/2017-18/Turkey; https://worldjusticeproject.org/rule-of-law-index/country/2019/Turkey. [6]Bkz. Klaus Schwab (ed.),TheGlobal Competitiveness Report, World Economic Forum, Geneva, 2019, s. 563 (http://www3.weforum.org/docs/WEF_TheGlobalCompetitivenessReport2019.pdf). [7]Benzer saptamaların yer aldığı yakın tarihli bir değerlendirme için bkz. 2021’e Girerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: Yargı, Denge ve Denetleme Ağı Demokrasi Barometresi Analiz Raporu No: 12 (https://mcusercontent.com/5355e71920e024c640c10b89b/files/05cc8020-b9f6-4ab5-8eb1-2cab04227dc8/Demokrasi_Barometresi_Analiz_Raporu_No_12.pdf?utm_source=Sivil+Toplum+%2B+DDA+%2B+Mecliste+Danışma+Grubu+%2B+Akademi+%2B+İş+Çevresi&utm_campaign=848965191a-EMAI). Aynı saptamanın hükümet sistemi değişikliğinden sonra yayımlanan tüm AB İlerleme Raporlarında da yansıma bulduğu burada ayrıca belirtilmelidir. [8]Bkz. Şule Özsoy Boyunsuz, Berk Esen, Türkiye İçin Yeni Bir Hükümet Sistemi: Hükümet Sistemi Kaynaklı Sorunlar ve Çözüm Önerileri, İstanPol, Aralık 2020 (https://d4b693e1-c592-4336-bc6a-36c134d6fb5e.filesusr.com/ugd/c80586_6a562ba050bb4af7b0acf37226c53109.pdf). [9]Yargı bağımsızlığı konusunda, BM, Venedik Komisyonu, Avrupa Yargıçları Danışma Kurulu (CCJE) gibi kurumların rapor ve görüşleri ile en iyi ülke uygulamaları dikkate alınarak geliştirilen ölçütler için şu çalışmaya bakılabilir: Demirhan Burak Çelik, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Yargı Bağımsızlığına Yönelik Reform Gündemi İçin Denge Denetleme Ölçütleri, Denge ve Denetleme Ağı Demokrasi Barometresi Ölçüt Belgesi (http://www.birarada.org/tr/27560/YARGI-OLCUTLERI-Cumhurbaskanligi-Hukumet-Sisteminde-Yargi-Bagimsizligina-Yonelik-Reform-Gundemi-Icin-Denge-Denetleme-Olcutleri). Yargı bağımsızlığı konusundaki uluslararası ölçütlerden yola çıkarak geliştirilen kimi önerileri içeren bir çalışma için ayrıca bkz. Sibel İnceoğlu, “Yeni Anayasada Bağımsız Bir Yargı İçin Neler Yapılmalı? Uluslararası Belgeler Işığında Öneriler,” TBB Dergisi, 2011 (95), s. 235-268.