Türkiye’de Dış Politikaya Yönelik Yaklaşım ve Algılar

Güncelleme tarihi: 23 Ara 2021

“Türkiye’de Dış Politikaya Yönelik Yaklaşım ve Algılar” araştırması, farklı seçmen gruplarının dış politikaya yönelik genel yaklaşımları ile Türkiye’nin dış politikasının güçlü ve zayıf buldukları yönlerine ilişkin düşüncelerini incelemeyi hedeflemektedir. İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IstanPol) Haziran ayında yayımladığı “Türkiye’nin Dış Politikasında Öne Çıkan Uyuşmazlıklar” başlıklı politika raporunun devamı niteliğinde yürütülen araştırmanın odağında, Türk dış politikasında sorun olarak algılanan gelişmeler, bu sorunların kaynağı ve çözüm önerileri; dış politikada karşılaşılan ya da karşılaşılabilecek tehditler; Türkiye’nin uluslararası ilişkilerindeki “dost” ve “düşman” algısı; Türk dış politikasının askerileşmesine yönelik yaklaşımlar ve katılımcıların Avrupa Birliği hakkındaki görüşleri düzenlenen odak grup tartışmaları çerçevesinde ele alınmıştır.

Araştırma ekibi: Dr. Pınar Sayan & Edgar Sar


Türkiye’de iç ve dış politikanın birbirleri üzerindeki etkisinin artması ve özellikle dış politika meselelerinin iç politik süreçlerle sıkça ilişkilendirilmesi, toplumun mevcut dış politikaya nasıl yaklaştığına ilişkin derinlemesine analizlere olan ihtiyacı artırmıştır. Bu amaçla bu araştırmada odak grup yöntemi kullanılarak, toplam 49 katılımcı ile 6 odak grup tartışması yürütülmüştür. Raporun tamamında öncelikle yöntem ve katılımcı profili tanıtılmakta, daha sonra araştırma bulguları ilgili başlıklar altında tartışılmaktadır.


Rapora ulaşmak için lütfen tıklayınız.

  • “Türkiye’de Dış Politikaya Yönelik Yaklaşım ve Algılar” araştırması, Türkiye’de iktidar bloğu ve muhalefet seçmenlerinin Türkiye’nin dış politikasına yönelik genel algı ve yaklaşımlarını incelemek amacıyla yürütülmektedir. Araştırmada odak grup yöntemi tercih edilmiş olup, 6-10 kişiden oluşan altı odak grubu oturumu kapsamında toplam 49 kişiyle görüşülmüştür. Gruplar, iktidar bloğunu oluşturan Cumhur İttifakı seçmenleriyle, TBMM’de grubu olan partilerin seçmenleri ayrılarak oluşturulmuştur.

  • Araştırmanın odağında, Türk dış politikasında sorun olarak algılanan gelişmeler, bu sorunların kaynağı ve çözüm önerileri; dış politikada karşılaşılan ya da karşılaşılabilecek tehditler; Türkiye’nin uluslararası ilişkilerindeki “dost” ve “düşman” algısı; Türk dış politikasının askerileşmesine yönelik yaklaşımlar ve Avrupa Birliği hakkındaki görüşler ele alınmıştır.

Genel Dış Politika Algısı

  • Türkiye’nin en önemli sorunları arasında tüm gruplarda ekonomi, hayat pahalılığı, eğitim ve göç yanıtları öne çıkmaktadır. Dış politika, ne iktidar bloğu ne de muhalefet seçmeni katılımcıları tarafından Türkiye’nin en önemli sorunları arasında sayılmaktadır. Bununla birlikte, dış politikayla doğrudan ilişkili sayılabilecek göç ve göçmenler/sığınmacılar konusu, hem iktidar hem de muhalefet grupları tarafından, toplumsal, ekonomik ve gelecekteki demografik yapıyı etkileyeceği düşünüldüğü için Türkiye’nin öne çıkan sorunları arasında sayılmaktadır.

  • İktidar bloğu seçmeni katılımcılarının yarısı Türk dış politikasını genel olarak başarılı bulmaktadır. Başarı algısının temel olarak Türkiye’nin uluslararası ilişkilerdeki otonom duruşu, kullanılan söylem, etki alanı ile silah üretimi ve teknolojisinde artan kapasitesinden beslendiği anlaşılmaktadır.

  • Göçmenler/sığınmacılar meselesi, Türkiye’nin komşularıyla yaşadığı problemler ve diğer ülkelere yapılan yardımlar iktidar seçmeninin dış politikada eleştirdiği üç konu başlığı olarak öne çıkmaktadır.. Diğer ülkelere yapılan yardımların, özellikle iktidar bloğunun genç seçmeni tarafından fazlasıyla eleştirilen bir biçimde gündeme getirilmesi dikkat çekicidir. Ayrıca göçmenler/sığınmacılar meselesinin özellikle işsizlik, hayat pahalılığı ve kayırmacılık üzerinden bir iç politik sorun haline geldiği konusunda güçlü bir fikir birliğinin varlığından söz etmek mümkündür.

  • Muhalefet gruplarında iktidarın dış politikası genel olarak başarısız olarak nitelendirilmektedir. En çok vurgulanan sorunlar arasında uluslararası ilişkilerin olması gerektiği gibi yürütülmemesi, şeffaflık ve tutarlılık eksikliği, göçmenler/sığınmacılar ve dış politikanın kişiselleştirilmesi konuları sıralanmaktadır. Öte yandan, muhalefet seçmenlerinin dış politikadaki başarısızlığı Türkiye’nin iç sorunlarına ve bundan kaynaklı yapısal meselelere bağladığı da görülmektedir. Bu görüşe göre, yaşanan ekonomik kriz Türkiye’yi uluslararası arenada daha zayıf hale getirmesine rağmen, uygulanan dış politika bu gerçeği göz ardı etmektedir.

  • Tıpkı iktidar bloğu seçmeninde olduğu gibi, İYİ Parti seçmeni başta olmak üzere muhalefet seçmeninde de göç ve göçmenler/sığınmacılar meselesi, dış politika kaynaklı bir sorun olarak algılanmakta ve bu alanda günlük hayatta deneyimlenen problemler ifade edilmektedir. HDP seçmeni bazı katılımcıların bu konuya yaklaşımı ise diğer muhalefet seçmeni katılımcılarından ayrılmaktadır.

  • Muhalefet seçmenlerinin dış politikaya yaklaşımlarında dikkat çeken bir başka husus ise iç politikadaki problemlerin kaynakları arasında gördükleri adaletsizlik, kayırmacılık, liyakatsizlik, kurumsuzlaşma gibi konuların dış politikadaki sorunların da sebebi olarak görülmesidir.

Dış Politikadaki Sorunların Çözümü

  • İktidar bloğu seçmeni katılımcılar ülkenin ekonomik olarak, özellikle de üretim alanında, güçlü hale getirilmesi gerektiği vurgulamaktadır. İç politikadaki meselelerini çözmüş olan ülkelerin, dış politikada da daha güçlü olduğu; bu güce ise içeride finansal ve teknolojik anlamda altyapısı olan ülkelerin ulaşabileceği kanaati yaygınca paylaşılmaktadır.

  • İktidar bloğu seçmeni katılımcıların çoğunluğu Türkiye dışındaki çatışmalı bölgelere asker gönderilmesine karşı çıkmakta; dış politikada dengeli olunması ve diplomasinin etkin kılınması gereğini vurgulamaktadır.

  • Muhalefet seçmenlerinde ise dış politika sorunlarının çözümü için öncelikle mevcut iktidarın sorumluluğunun bilincinde olması ve yetkili makamlara liyakat sahibi kişileri getirmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca ekonomik kalkınma, eğitim, bilim ve teknoloji alanında iç politikadaki sorunların çözülmesi gerektiği belirtilmekte ve uluslararası ilişkilerde uzlaşmanın öneminin altı çizilmektedir.

“Dost”, “Düşman” ve “Tehdit” Algısı

  • İktidar bloğu seçmenine Türkiye’nin uluslararası arenadaki dostlarının hangi ülkeler olduğunu düşündükleri sorulduğunda en çok gelen cevabın Azerbaycan olduğu, bununla birlikte Pakistan ve Katar cevaplarının verildiği de gözlemlenmektedir. Bu ülkelerin neden Türkiye’nin dostu olarak değerlendirildiğine ilişkin sorulara verilen cevaplarda ise tarihsel ve ekonomik gerekçeler öne çıkmaktadır. Öte yandan Azerbaycan’ın dostluğunu sorgulayan ve Türkiye’nin uluslararası arenada dostu olmadığını dile getiren katılımcılar da olmuştur. Bu konuda özellikle MHP seçmeni katılımcıların öne çıktığı gözlemlenmiştir.

  • Hangi ülkelerin Türkiye’nin düşman(lar)ı olarak görüldüğüne ilişkin soruda ise iktidar bloğu seçmenlerinin yanıtlarında bir çok ülkenin adının zikredildiği; Ermenistan ve Yunanistan’ın ise küçük bir farkla öne çıktığı gözlemlenmiştir. İktidar bloğu seçmeni katılımcılarının bir kısmı “düşman” olarak görülen ülke sayısının çokluğunu normal karşılarken, diğer bir kısmının ise “Türkiye’nin düşmanları” arasında sayılan ülke sayısının bu kadar fazla olmasından hoşnut olmaması dikkat çekmektedir. Türkiye’nin bazı komşuları veya diğer ülkelerle daha iyi bir ilişki kurmasını tercih eden iktidar bloğu seçmeni arasında kadın katılımcıların öne çıktığı gözlemlenmiştir.

  • Muhalefet seçmeni katılımcılar Türkiye’nin uluslararası arenadaki dostlarının hangi ülkeler olduğu sorusuna görece daha temkinli yaklaşmakta; uluslararası ilişkilerin dostluk ya da düşmanlıktan ziyade genel anlamda çıkarlar üzerinden yürütüldüğünü belirtmektedir. Muhalefet seçmeni katılımcıların bir kısmının ise Türkiye’nin dostları ile iktidar bloğunun dostları arasında bir ayrıma gittiği görülmektedir. Muhalif seçmenlerden oluşan odak gruplarda da Türkiye’nin dostları arasında yine en çok Azerbaycan’ın zikredildiği görülmekte, bununla birlikte Azerbaycan hükümetine karşı görece daha mesafeli bir yaklaşım tercihi dikkat çekmektedir.

  • Türkiye’nin düşmanlarının hangi ülkeler olduğu sorusuna muhalefet seçmenleri tarafından verilen cevaplar arasında en çok öne çıkanların Arap ülkeleri, Ermenistan ve Yunanistan olduğu görülmektedir. Bu ülkelere ilişkin, bazı katılımcılar devletler ve halklar arasında bir ayrım yaparak halkların “düşman” olmadığını vurgulamaktadır

  • Doğrudan “düşman” olarak dile getirilmese de hem iktidar bloğu hem de muhalefet seçmeni katılımcıların bulunduğu gruplarda, Ortadoğu ülkelerine ve genel olarak Araplara karşı tepkisel ifadelere sıkça rastlanmıştır.

  • Türkiye’nin dış politika alanında karşı karşıya kaldığı tehditler sorulduğunda ise iktidar bloğu seçmeninin cevaplarında Türkiye’nin sınırlarında kurulmak istenen bir “terör devleti” cevabı ağır basarken, muhalefet seçmenlerinin verdikleri cevaplar arasında dini örgüt ve tarikatlar ile göçmenler/sığınmacılar yer almıştır. Hem iktidar bloğu hem de muhalefet seçmeni bir çok katılımcı, dış politikaya ilişkin tehditlerin sorulmasına karşın, eğitim, bilim ve teknolojide gerilik ve üretim eksikliği gibi ülke içi bazı sorunların gelecek açısından çok daha önemli olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Ülke Sınırları Dışındaki Varlığı

  • İktidar bloğu seçmeni genel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesindeki varlığını Türkiye’nin askeri gücünü göstermesi açısından önemli bulmaktadır. Bununla birlikte katılımcıların çoğunluğunun, hangi bölgede olduğu fark etmeksizin Türk askerinin uzun süre yurtdışında görev yapmasına karşı eleştirel bir tutum aldığı gözlemlenmiştir. Bu eleştirel tutumun, her ülke vatandaşının kendi ülkesini koruması gerektiği fikrinden ve Türkiye’nin kendi iç sorunlarının zaten kendisine yettiği yaklaşımından beslendiği dikkat çekmektedir. Nitekim, Türkiye’nin sınır ötesi askeri varlığının devamına destek katılımcılar arasında var olmakla birlikte net bir şekilde bu görüş azınlıktadır. Bu konuda da eleştirilerin çoğunun kadınlardan geldiği gözlemlenmiştir.

  • Muhalefet seçmeni katılımcılara gelindiğinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ülke sınırları dışındaki varlığına karşı eleştirel bir tutum takınıldığı gözlemlenmektedir. Farklı parti seçmenleri arasında yaklaşım farkları olmakla birlikte, genel olarak sınır ötesi askeri varlığın iktidarın çıkarlarıyla özdeşleştirdiği görülmektedir. Katılımcılar arasında askeri müdahaleler fikir olarak doğru bulanlar olsa da, bu müdahalelere eşlik eden politikaları yanlış olduğunu söyleyenler olduğu da gözlemlenmiştir.

Avrupa Birliği Üyeliği

  • İktidar bloğu seçmeni katılımcılar arasında Avrupa Birliği’ne “Hristiyan birliği”, “Haçlı birliği” gibi şüpheli yaklaşımlar olmakla birlikte, katılımcıların çoğunluğu Türkiye’nin üyeliğine olumlu yaklaşmaktadır. Bu yaklaşımda yaşam standartları, ekonomik gelişme ve üye ülkelere vizesiz seyahat imkanı gibi faktörlerin etkili olduğu gözlemlenmiştir. AB üyeliğini desteklemeyenler ise Türkiye’nin bağımsız olması gerektiğine vurgu yapmıştır.

  • Muhalefet seçmeni katılımcılar arasında da Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine ilişkin hem olumlu hem de olumsuz fikirler bulunmaktadır. Bununla birlikte katılımcılar arasında Türkiye’nin AB’ye üye olma ihtimali ile AB’nin buna yaklaşımına ilişkin şüpheci görüşlerin fazlalığı da dikkat çekmektedir. Bu çerçevede üyelikten ziyade AB’nin standartlarına ulaşmanın öneminin altının çizildiği görülmektedir.

Dış Politikaya İlişkin Yanlış Bilgiler

  • Odak grup tartışmalarında dikkat çeken önemli hususlardan biri ise katılımcılar tarafından soruları yanıtlarken verilen yanlış bilgiler olmuştur. Yanlış bilgilerin çoğunun göçmenler/sığınmacılarla ilgili olduğu ve bu bilgilerin çoğunun iktidar bloğu seçmeni katılımcıların olduğu görüşmelerde gündeme getirildiği gözlemlenmiştir.